
DİVAN-I HAKK
“Divan-ı Hakk” kitabımız, Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifi üzerine yazılmıştır. Allah kendisine salat ve selam eylesin. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
– “Dikkat ediniz, din nasihattir.” “Allah için, Kitabı için, Resulü için, Müslümanların imamları ve tümü için..”
Müslim
“Divan-ı Hakk” kitabı beş bölümden ibarettir.
– 1. Bölüm: “Allah için nasihat.”
– 2. Bölüm: “Kitabı için nasihat.”
– 3. Bölüm: “Resulü için nasihat.”
– 4. Bölüm: “Müslümanların imamları için nasihat.”
– 5. Bölüm: “Müslümanlar için nasihat.”

1. Allah için nasihat bölümünde, nasihat şöyle izah edilmiştir:
• İmanı Allah tarafına yönlendirmek.
• Allah’a karşı şirkten korunmak.
• Allah’ın sıfatlarında ve isimlerinde ilhaka düşmemek.
• Allah’ı kemal vasıfları ile anlatmak, noksan sıfatlardan tenzih etmek.
• Allah’ın taatına girmek, suçtan kaçınmak.
• Allah için sevip O’nun için nefret etmek.
• Allah’a itaat edenle dostluk etmek. O’na isyan edenlere karşı hasım olmak.
• Allah’ın varlığına ve birliğine inanmayanlara karşı ilimle mücadele etmek.
• Allah’ın nimetlerini itiraf edip o nimetlere şükretmek.
• Allah’ı görüyormuş gibi O’na ibadet etmek ve bütün işlerde ihlaslı olmak.
• İnsanları, yukarıda anlatılan haller içinde olmaları için teşvik etmek, onlara lütufkar davranmak ve aynı manaları onlara öğretmeye çalışmak.
2. Kitabı için nasihat bölümünde, nasihat şöyle izah edilmiştir:
• Kur’an’ın, Allah’ın kitabı olduğuna ve O’nun gönderdiğine inanmak.
• Kur’an’ın halkın kelamına benzemediğini kabul etmek.
• Kur’an’ın benzerini halkın getirmeye güçlerinin yetmeyeceğini tasdik etmek.
• Kur’an’a tazim edip hakkını vererek okumak.
• Kur’an’a saygılı olup okurken harflerini seçerek okumak.
• Kur’an’ı tahripçilerin yorumundan korumak.
• Kur’an’ın içindekilerini tasdik etmek ve ondaki bilgileri yaymak.
• Kur’an’ın hükümlerini anlamaya çalışmak.
• Kur’an’dan verilen bilgileri, misalleri anlamaya ve öğüt almaya çalışmak.
• Kur’an’ın öğütlerini dinleyip ondaki harika işlerde tefekküre dalmak.
• Kur’an’ın açık ayetleri ile amel etmek, anlaşılmayanlara teslim olmak.
• Kur’an’ın umumi ve özel manada, nasih, mensuh ayetlerinden bahsetmek.
• Kur’an ayetlerinin manalarına ve onun nasihatine halkı davet etmek.
3. Resulü için nasihat bölümünde, nasihat şöyle izah edilmiştir:
• Resulullah (s.a.v.)’in peygamberliğini tasdik edip kendisine iman etmek.
• Resulullah (s.a.v.)’in verdiği emirlerde ve yasaklarda kendisine itaat etmek.
• Resulullah (s.a.v.) hayatta iken, dünyadan gittikten sonra Onun davetinin devamına yardımcı olmak.
• Resulullah (s.a.v.)’a dost olanla dost, düşmanına karşı da düşman olmak.
• Resulullah (s.a.v.)’in hakkını büyük bilip ona saygılı olmak.
• Resulullah (s.a.v.)’in tarikatını ve sünnetini devam ettirmek.
• Resulullah (s.a.v.)’in davetini yayıp sünnetini neşretmek.
• Resulullah (s.a.v.)’in bilgilerinden faydalanıp mana derinliklerine inmek.
• Resulullah (s.a.v.)’in bildirdiği işlere davet edip öğretmeye çalışmak.
• Resulullah (s.a.v.)’in hadis-i şeriflerini ve hallerini okurken edepli olmak, onlarda bilgisizce konuşmamak.
• Resulullah (s.a.v.)’in soyuna kendisine bağlı oldukları için saygı göstermek.
• Resulullah (s.a.v.)’in güzel huylarını ve edepleri benimsemek.
• Resulullah (s.a.v.)’in alini ve ashabını sevmek, sünnette bid’at yolunu tutanlara, ashabına dil uzatanlara nefret etmek.
4. Müslümanların imamları için nasihat bölümünde, nasihat şöyle izah edilmiştir:
• Hak üzere olanlara yardım etmek.
• İtaat edip emirlerini dinlemek.
• Lütufla, yumuşaklıkla onları uyarıp hatırlatmak.
• Müslümanların haklarına önem vermedikleri, gaflete düştükleri zaman kendilerine durumu bildirmek.
• Onlara karşı ayaklanmamak.
• Onlara itaat etmeleri için, Müslümanların kalplerini birleştirmek.
• Onları yalan yere övüp aldatmamak.
• Onların yararına dua etmek.
• Din bilginlerinin görüşlerini kabullenmek.
• Hükümlerinde din bilginlerine uymak ve kendilerine iyi zanda bulunmak.
5. Müslümanlar için nasihat bölümünde, nasihat şöyle izah edilmiştir:
• İman ve İslam’ın niteliğini tasdik eylemek.
• İman ve İslam şartlarını kabul etmek.
• Müslümanlara dünya ve ahiret yararlı işleri göstermek.
• Sözle işle Müslümanlara yardım etmek.
• Müslümanların ayıplarını örtüp açıklarını kapatmak.
• Müslümanlara zararlı olanı atıp yararlı olanı vermek.
• Yumuşaklıkla Müslümanlara iyiliği emredip kötülükten almak.
• İnsan kendi özü için sevdiğini Müslümanlar için de sevmek.
• Müslümanların canlarına, mallarına, şereflerine uzanan dilleri defetmek.
• Müslümanların güzel huylarla bezenmeleri için onları teşvik etmek.
• Yine kitabımızda tebliğ ve inanılması zorunlu din ilkelerinden, iman ve İslam kavramlarını benimsemeyi, imanda kuvvetli, dinde ihlaslı, ibadette sabırlı, amelde Salih, ahlakta alçak gönüllü, tövbede halis, şükürde devamlı, duada samimi olmayı gerektiren tutum ve davranışlar gösterilmiştir ki, bu da Müslümanların güçlü irade ve güzel ahlak sahibi olmalarına sebebiyet olacaktır.

Kitap’ta zikredilen ve ders alınacak bazı ibretli ve anlamlı sözler:
• Allah’ın hikmeti, sebep sonuç ilişkisi ilahı bir kanundur, sebepleri yaratan O’dur sonuçlar ise sebeplere bağlıdır.
• Allah insanın muhtaç olduğu her şey için bir sebep yaratır, ancak insan o sebebi doğru bir şekilde kavrarsa muhtaç olduğu her şeye kavuşur.
• Allah, Kur’an okumayı, O’nun ayetleri üzerinde düşünmeyi ve O’nun şaşırtıcı yönlerinden ibret almayı her Müslüman mümin için farz kılmıştır.
• Allah’ın nimetleri hakkında fikir yürütmek en üstün ibadetlerdendir, O’nun varlığını ve birliğini anlamak için en doğru yoldur.
• Allah, cinleri ve insanları ancak kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır. O’na olan kullukta gaflete düşmekten sakınmak imandandır.
• Allah’a kulluk etmekte sabırlı ve metanetli olmak, O’nun yasaklarından sakınmak, O’nun razı olacağı, sürekli kalıcı iyi işler yapmak takva sahiplerinin alametlerindendir.
• Allah adalet sahibidir, eşi ortağı yoktur, hakkı haktır ve varlığı hakikattir. O’nun katında olan büyük mükafat, ancak imana, iyi ameller yapmaya, insanlara hakkı ve sabrı tavsiye etmeye bağlanmıştır.

Allah bize verdiği nimetlere şükrü, musibetlere karşı da sabrı farz kılmıştır. O’ndan korkmak ve insaflı olmak, İman-İslam kurallarını bilmek mümin bir kulun mükellef olduğu şeylerdendir.
Allah’ın hakikatinden haberi olmayan insan, insan değildir ve insanlıktan da habersizdir. O’nun akıl verdiği insana zaman bir ganimettir, kul olana ibadette sıkıntı çekmek gafletten korunmaktır.
Allah kullarının birbirinden üstünlüğü, İslamiyet’e göre ancak Allah korkusu ve topluma olan hizmet derecesiyle orantılıdır. Mal, mülk, soy ölçü olarak alınmaz.
Allah’ın hududunu ve edebi korumak, emanete hıyanet etmemek İslam’ın temellerindendir. O, Ademoğullarını kendisine ibadet etmek, birbirleriyle iyi geçinmek, karşılıklı yardımlaşmada bulunmak, kötülüklerden sakınmak ve sakındırmak için yaratmıştır.
Din uğruna ilimle mücadele etmek, her mümin kul için bir vazife ve büyük bir şereftir. Allah katında, konuşması zikir, susması fikir ve bakışının amacı ibret olanlar O’nun dostlarındandır. O, ölümü dünyada kalanlar için bir ibret vesilesi kılmıştır.
Allah katında, herkes kendi günahlarından sorumlu olacaktır, hiç kimse bir başkasının günahından sorumlu tutulmaz. Ancak kötülüğe yol açanlar hem kendi günahlarından sorumlu hem de o günahı işleyenlerin kötülüklerinden sorumlu olurlar.
Ameller insanın irade sınırları içinde gerçekleşir. Ancak bu ameller Allah’ın dilemesi, yaratması ve insanın kader yazısına uygun şekilde cereyan eder. Kadere razı olmak iman esaslarındandır.
İnsan öldüğü gün, şeklinin yapısı ahirette varacağı mekanının alametlerindedir. İşe girişmeden önce düşünmek, teşebbüs etmeden önce tedbir almak ve adım atmadan önce de danışmak akıllı kimsenin işidir.
Sebep sonuç ilişkisi değişmez ilahı bir kanundur. Bir şeyin meydana çıkması için o yönde sebeplerin oluşması lazım. Bu nedenle, bir insan eğer kötü bir işe sebep olacak iş işlerse kötü sonucuna da katlanmak mecburiyetinde kalır.
İstediğini almak değil, verilene razı olmak, dinde mükellef olduğu her şeyden sorumlu olmak, dünya ve ahiret imtihanını kazandırır. İnsanoğlu bu dünyada ancak kaderde belirlenen ölçüler içinde işler ve ameller yapmaya muvaffak olur.
Zamana çok dikkatli olmak, çünkü insanı ucaldan da kocaldan da zamandır ve insan için hedeflenmiş bir kementtir. Büyük günde Hakk yüzüne baksın desen, edepsiz, hayasız dünyada yürüme.
İnsanları kınamaktan kaçınmak, çünkü insan kınadığını yaşamaya mahkumdur. İnsanlar için yararlı olmak, onlara karşı güzel davranmak ve tatlı dilli olmak en faziletli amellerdendir.
Bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranmak akıldandır ve insan derdini çektiği ölçüde de akıllıdır. Bir insan ibadeti derecesinde Müslüman, Hakk’ı kabul ve tasdik ettiği, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in şeriatine bağlandığı derecesinde de iman sahibidir.
Mü’minlere ibadet, kafirlere iman ve münafıklara da ihlas farz kılınmıştır. Her şeyi yerinde ve faydalı bir yolda kullanmak akıllı adamın işidir. İman edip de iyi ameller işleyenler, yaratıkların en iyilerindendirler.
Şükür ehliyle vefa sahipleri Allah’ın rızasına layık olacaklar. O sevdiği kullarına kalp yumuşaklığı ve yasaklarından sakınmayı nasip eder. Çok sabreden ve çok şükreden kullardan olmaya çalışmak lazımdır, çünkü sabır insanı selamete, şükür de nimete kavuşturur.
Bilinmeli ki, iman sahibi olmadan, verilen nimete şükretmeden, kaza ve kadere boyun eğmeden, Allah’ın ismini zikretmeden, bela ve musibetlere sabretmeden kâmil bir Müslüman olunmaz.
Maddi ve manevi imkanları Allah yolunda kullanmak. Çünkü güzel hayat yaşamanın, O’nun lütuf ve inayetine ulaşmanın şartlarından biri de kişinin sahip olduğu ve sevip bağlandığı şeyleri, servet, mevki, ilim ve beden kuvveti gibi maddi ve manevi imkanları O’nun yolunda kullanmasıdır.
İlim ve güzel ahlak sahibi olmaya çalışmak, çünkü ilim ve ahlaktan mahrum olmak insanı felakete sürükler. Ağırbaşlı, terbiyeli, saygılı ve nezaketli olmaya dikkat etmek lazım, çünkü bu davranışlar insanın yücelmesine sebep olur.
Verilen mühlete hakimane şekilde malik olmaya çalışmak. Çünkü verilen mühlete hakimane şekilde malik olunursa büyük bir kazanç elde edilmiş olur ve dünya ahiret saadeti kazanılır. Hayat boyunca da tedbirli davranmak nasip olur. Yok eğer verilen mühletin kıymeti bilinmez o kaybedilirse hem büyük hayırdan mahrum kalınır hem de gelecek tehlikeye atmış olur ki, bu da hem dünyada hem de ahirette büyük sıkıntıların tesiri altında bulunmaya sebep olur.
Dünyada Allah için zahmet çekmek, O’nun hükümlerini yerine getirmek, güzel ahlak sahibi olmak ve geçim derdini ahiret için olan ibadetlere engel etmemek akıllı insanların işidir.
Dünyadan sakınmak, çünkü dünya kendine güzel elbiseye bürünmüş düşman gibidir. Dünyadan nasipsizlik nefs eline düşmektendir. Hasetçi kimse kendi nimetinin düşmanıdır.
Dünya ve ahiret işlerinde dengeli olmaya çalışmak. Çünkü ne kadar mal toplarsanız toplayın, sonunda bırakıp gideceksiniz, ne kadar yaşarsanız yaşayın, sonunda öleceksiniz, ne kadar çok severseniz sevin, sonunda ayrılacaksınız ve neyi çok bekler ve umarsanız o sizden uzaklaşacaktır.
